8 Aralık 2011 Perşembe

Eskiler , Eksikler

Obsesif bir şekilde konum televizyon ve televizyonun kimi zaman verebildiği rahatlık . Yaşamadığımız hayatlara kısa süreli giriş çıkışlar yapabilme fırsatı . Gidemediğimiz yerlerin kokularını alabilmek , edemediğimiz sohbetlere dahilmişiz gibi hissetmek , dinleyemediğimiz şarkıları dinleyebilmek , sevdiğimiz bir insanı yansıtan bir oyuncu sayesinde, o sevdiğimiz insanlaymışız gibi olabilmek....

Babamın yaklaşık dokuz yaşımdan beri yanımda olamamış olmasıdır sanırım beni Süper Baba'ya en çok bağlamış olan . Efsanevi çengelköy masalı . Çin gibi bir ülkeden Ankara gibi saçma sapan bir şehre gelmiş bir çocuk için fazlasıyla masalsı , martılarla simitlerin havalarda uçuştuğu , deniz sesinin ,takaların ,yan flütle bir arada anımsandığı , baba sözünün ve inci gibi gizli gizli dökülen baba gözyaşlarının anlamlı ve değerli olabildiği son diziydi sanırım Süper Baba bu ülke için . Seksenlilerin ,hayalperest büyüme süreçlerine şahane bir destek teşkil etmiştir. Koca çınar altında açılan takı tezgahları ,sahafları ,eski kuzguncuk evleri .... Annelerimizin eskimiş diye giydirmedikleri ikinci el deri ceketlere , yıpranmış ispanyol paçalara olan aşkımızı depreştirmiş de depreştirmiştir...Pagan bir babanın her derdine deva ararken mum yakışlarını hatırlarım en çok da . Bugünlerde ihtyacımız olan şeydir PAGAN BABALAR :) Yaşları "deli akan kan" dönemine eriştiği anda isyan eden normal evlatlar vardı , böyle villa çocuklarıyla felan saçmalamıyorlardı . Yaşanabilinecek hayatlar yaşıyorlardı. Minik oyunların adı da entrika değildi , kavga edenler hakiki sebeplerle hakiki ilişkiler içerisinde kavga ederlerdi . Bu böyle gider , bulsam da bir daha izlesem hepsini keşke ..hatta yayınlasalar da doksan doğumlu canlar da tadına baksa keşke .

Bir de Şaşıfelek Çıkmazı vardı , nefisti ...çok kadınsal , çok dişiydi .... Derya Hanım'a ağladığımı hatırlıyorum geçen sene , ekranda elinde kadehiyle , mütevazı bir sofrada içten içten gülüşen son kadınlar olduklarını söylemekte ve kederden bunu bayılana kadar tekrar etmekteydim . Hatırlayabildiğim en içten kadınlar , adamlar , çocuklar o dönemlere ait . Aslında Süper Baba'dan sonra televizyon izlemeyi bıraktım ,yıllarca ama bu tatta sayabileceğim bir iki tane daha masal hatırlıyorum .

İçime sindiremiyorum. Bu dönem televizyonunu içime sindiremiyorum ! İnsan çeşitliliğini yasaklayan ,aynı malzemeler üzerinden dönen ,şimdiki çocuklara hiç bir hayal aşılamayan , mütevazılıktan bu kadar uzak bir yığınla başetmek benim işim değil ama her allahın günü 3'er saat uyuşturuluyor kıyı ,köşe,mahalleler , semtler , şehirler ,bu canım ülke ....Dünya devrime koşarken sokaklarda bayık keman sesleri,ve kimin kimi ne zaman boşayıp ne zaman döveceği ,söveceği,öpeceği merak konusu .

Baba bir masal anlat bana yahu .... içinde kurt da olmasın ,kuzu da .... biraz odam koksun , biraz ıhlamur ....peşimde de kötü adamlar , fönlü makyajlı kadınlar olmasın !

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder