
Beni çileden çıkartan bir duruma el koyamayacağımı bile bile konuşacağım sanırım çünkü izlediklerim artık karın ağrısından ziyade mide bulantısı vermeye başladı .
Diziler , programlar .... Nedir bu görsel hengameler , kimlere hitabederler ? Ne amaçla varoldukları tartışılmayacak kadar açık ancak kimlere yöneltilmekteler , işte orası artık birilerinin tekelinde olmamalı . Önümde iki değişik toplumsal vicdan mevcut . Daha ziyade toplumsal yayın organlarını amaçları doğrultularında ikiye böldüm .
En saygı duyduğum zihinlerin bile yurdum sınırları içerisinde haftanın belli gecelerini ayırıp , evlerine kapanıp izlediklerini çok iyi bildiğim bir takım diziler var nicedir bu memlekette . İnsanlar planlarını programlarını bu diziler çerçevesinde şekillendirmekle kalmayıp adeta , varolmayan ve varolmaması gereken kimi karakterleri hayata kazandırıyorlar anladığım kadarıyla .Varolmaması gereken derken nasıl , ne şekilde , ne üslupta varetseler bu manipülasyona son derece açık topluma daha hayırlı bir iş sunarlar demek istiyorum . Karizmatik(?)padişahlar , mafya ağaları , babaları , artık kimin kime ne diye hitabettiği bile anlamını sapıtmış , (sosyal içeririkli romanlar olmalarına rağmen) gereksiz otoriter sünepe ama bir o kadar otoriter tuhaf baba figürleri , tecavüzcülerinin eski can arkadaşıyla mıdır nedir başta zorla evlendirilip ,akabininde canla başla o kişinin kanatları altında olmayı kabul etmiş garibim genç kız figürleri , asıp kesen ,aptal aptal öğütler veren ve dünyada varolmayan pek zeki ve haysiyetli onurlu (?)memur karakterler , ezik ve cahil anneler(ki senaristlarin şairenelikleri o yetersiz anneleri bir anda edebiyatcı yapar, ertesi gün o uzuuun nutukları çekenler yine hiçbirşey olmamış gibi yumurta haşlar , ev süpürür) , evlerini terk edemeyip zulumlere boyun eymeleriyle mükafatlandırılmayı bekleyen yine kadınlar ,yine kızlar , ........ bu böyle gider ve bana "NOLUYO LAN BURDA?!" dedirtir artık bu durum . Noluyo gerçekten ? Amaç ne ? ,Geleneksel yapımız dediler , aile yapımız dediler , böyle mi oluştu bizim çok kültürlü toplumumuz ? Ona buna şekil çizip bu tü bu da kaka diyerek mi birlik bütünlük sağlayacak bu insanlar . Hiç bir yere varmayan upuzuuuun aptal saçma diyaloglar , tuhaf ve kıllı sakallı ,ağlak bakışmalar , bir çoğu pek yetenekli oyuncularımızın rezil rüsva edildikleri bu televizyon çöplüğünde mi yaşayacak insanlar gecelerini , bir avuç çekirdek, badem , iki mandalin soy , çöpe bak ! uzun uzun bak , o baba senin baban mı ? o terkeden kız eski kız arkadaşın mı ? ah evet o oğlan da aynı senin oğlan gibi hayta , işe yaramaz .... Bir padişah var , ne harika , bin hatunu var , her birine kes sesini otur oturduğun yerde , yediğin önünde yemediğin arkanda , bak hepinize ayrı ayrı ne güzel bakıyorum der , bazı körpe zihinlerin dudakları "erkeğimdir , ne yapsa yeridir " türküsü çığırmaktan zevk almaya başlar .
Neden bir başka kanalda dünya reklam sektörünün doğuşu,bir diğeri kostümüyle , dekoruyla döneminin hakkını vermeye çalışarak kurgulanmış dönem dizileri konu edilmekteyken,hayatın içinden sıradan ,absurd hayat hikayeleri , yine bir sosyal gerçek olan uyuşturucular , alkol , ilişkiler yerine göre yayınlandıkları ülkenin insanını 4 yaşında bir çocuk yerine koymayacak şekilde çekilip yayınlanmaktayken , bir diğeri "sitcom" diye tabir edilse bile,sündürmeden ,dakikalarca oyuncuların burunlarındaki sivilcelere zooom yapmadan, yarım saat, bir saat kişiyi televizyon karşısındaki "rahatlama"amacına ulaştırabilmekteyken , bu sokaklar neden boş ve her evin penceresinden 3 saat dizi müziği yayılmakta sokaklara?
Çok seviyorum televizyon izlemeyi , çizgifilim , ingiliz ve amerikan dizileri , yabancı sinema kuşaklarını , yerli film kuşaklarını , çok nadiren yapımına izin verdikleri baba oyuncuların oynadıkları kaliteli yerli dizileri, tiyatroyu ,stan up'ı , görselliğe dair herşeyi .... Çalışmadığım zamanlarda ya da yorgun bir günün sonunda bir kadeh birşey ve televizyonun tedavisi kimi zaman günü kurtarmakta . Ancak kablolu tv ya da bu özel kutulardan v.s lerden edinemeyenler için bu ülkede üç , dört kanal var , ve ben internetten ,reklamsız özet olarak yaşattım kendime bu çileyi (ne gerek vardıysa ). Bunları düzenli olarak izlemek , eğitilmemiş bir toplumda sinir krizi etkisi yaşatabilir diye düşünüyorum . Ya saçma sapan bir fakirlik , aynı hikayede mutlaka kıçlarını paraya silen insanlarla cıvık cıvık münasebetlerde , ve her ne allahın hikmetiyse aynı mağazalara , aynı sinemalara , kafelere, parklara gitmeler , koskoca istanbulda aynı sokaklarda karşılaşmalar , bir gurur gösterileri , bir yan yan yürümeler , konuşma özürlüler .İnsanlar sosyal paylaşım ağları olmasına rağmen istedileri an izlerini kaybettirebiliyolar ...Bu kurgularda herkes aynı sokakta ,aynı eczanede karşılaşabilmekte ,ne abes .... offf içim daraldı .. ne zamandır konuk olduğum evlerde maruz kaldığım sonradan sinirlene sinirlene izlediğim bu birkaç tanesini sırf iki satır sövebileyim diye sabırla eziyet misali izlettim kendime ve işte şimdi bir adaçayı içip sakinleşme zamanı . Cümleten vatana millete sabır dilerim . o babalara ,ağalara özenip sokaklara dökülen , asıp kesmeyi kolay sanıp sokalarda ,dört duvar arasında kızlarına kadınlarına sözlü ,fiziksel terör yaşatan ama karşısına başka bir itoğlu it çıktığı anda zırlayan enik misali "abi yapma,etme"haysiyetsizliğini de göstermekten utanmayan yavrulara da elimizden gelen yardımı yapalım . onlar başka oyun görmedikleri için hayatı oyun , oyunu televizyon dizileri ,televizyon dizilerini de zaman zaman gerçek hayat sanıyorlar . Herbiri bir paşa , bir takım elbiseli , herbiri bir prenses , korunması gereken bir aciz kadın , ya da neyse işte ....
Adaçayı , şarabın kırmızısı , ve kitap ....bol bol kitap .....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder